
Dün akşamki maçı biraz geç izlemeye başladığım için ilk iki golü kaçırdım; değerlendirmemi 32. dakikadan itibaren yapacağımdan bazı noktaların eksik kalmış olması kuvvetle muhtemeldir. Ancak tabii ki Fifa'nın sitesinde özetlerin yayınlandığını ve bu özeti izlediğimi de belirteyim.
ALMANYA
Dünkü maçta sürpriz yapmayan Almanya, Avusturalya'nın üzerinden panzer gibi geçti. "Ballack'ı aratmayacağım" diye bağıran Mesut Özil, oyunu çok iyi sürükledi. Podolski, Müller ve Klose de bu oyuna biraz ayak uydurunca Avusturalya daha fazla dayanamadı ve çöktü.
Almanya savunmada son derece iyiydi, Avusturalya'nın cılız ataklarından sürpriz doğmasına izin vermedi; hele ki kaleci Neuer maçın önceden belli olan seyrinin birden değişebileceği bir pozisyonda Almanya için çalan tehlike çanlarını maçın sonuna kadar susturdu.
Almanya için söyleyeceğimiz birşey yok, kadrosu Dünya Kupası finaline yürüyebilmesi için yeterli görünüyor. Şu an favori gösterilenlerden biraz daha eksik bir kadro olabilir; ama kesinlikle onları yenmek için de yeterli olacaktır.
AVUSTURALYA
Güçlü rakibi karşısında varlık gösteremeyen kangurular, Tim Cahill'i de tartışılır bir şekilde kaybedince maçtan koptu. Gana'nın da Sırbistan gibi bir rakibe karşı sergilediği oyun Avusturalya'nın işinin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.
Harry Kewell, Mark Viduka, Mark Bresciano gibi silahların yerini doldurabilmiş değiller. Sadece Culina, Emerton ve Cahill Almanya'yla boy ölçüşebilecek teknik kapasiteye sahipti; bu silahlar da Almanya'nın güçlü savunması karşısında etkisiz kalınca Avusturalya için mağlubiyet kaçınılmaz oldu.
Aslında savunma olarak çok da kötü değiller; Lucas Neill ve Craig Moore uyumlu bir ikili oluşturmuş. Fakat takımda genel anlamda baş gösteren "Organize olamama, pres yapamama" sorunu Avusturalya'nın mağlubiyetine zemin hazırladı. Dünkü görüntü, Socceroo'ların gruptan sonuncu çıkmamasını sürpriz kılar; ama burası Dünya Kupası, sürprizlere her zaman hazırlıklı olmak gerek.
14 Haziran 2010 Pazartesi
Almanya - Avusturalya
12 Haziran 2010 Cumartesi
İngiltere - A.B.D.

Dünya Kupası'nın, Güney Kore'nin güzel oyunundan sonra gözlerimizin pasını silen bir diğer maçı oldu bu maç bence. İki taraf da hücumda ve savunmada son derece etkili hamleler yaptı. Bu sayede ortaya çıkan tablodan hoşnutsuz futbolseverler yok denecek kadar az olsa gerek.
İNGİLTERE
"Kurtar bizi Capello!" diye haykıran İngiltere'nin çağrısına kulak veren 'kurt hoca' Fabio Capello'nun sahaya sürdüğü kadro, İtalyan teknik adamın ne kadar temkinli bir oyun yapısı benimsediğinin bir görüntüsüydü. Orta sahada Milner, Lampard ve Gerrard gibi oyunun iki yönünü de çok iyi oynayabilen oyuncuların yanına sürpriz çıkışlarla rakibi yıpratan Aaron Lennon desteği verilmişti. Rooney'in de göbekten Heskey'e destek vermesi amaçlanıyordu.
Nitekim henüz 4. dakikada Heskey'in pasıyla hareketlenen Gerrard topu filelere gönderdiğinde orta sahadan gelip, forvetlerin rakibi dağıtmasından faydalanma metodunun izlendiği sinyali verilmişti. Bundan sonraki dakikalarda ise İngiltere oyunu genel olarak yönetiyor görüntüsü verse de gerek içeriye yapılan ortaların değerlendirilemeyişi gerekse ataklardaki yanlış pas tercihleri takımı epey baltaladı, bas bas "Defoe lazım buraya!" diye bağıran oyun, sağlı sollu ortaları değerlendirmesi beklenen Crouch ile de değişmeyince İngiltere ısırdığı leblebinin demir olduğunu fark etti.
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ
Sonuç sürpriz mi? Asla... Sürpriz olan İngiltere kalecisi Robert Green'in, Clint Dempsey'in öylesine vuruşunu içeriye buyur eden büyük hatası olabilir; ama bu maçın berabere bitmesi kesinlikle sürpriz değil. ABD kendi oyununu kabul ettiremese de İngiltere'nin üstünlük sağladığı alanların sonuçla bağlantısını koparmayı başardı diyebiliriz.
Ferdinand'ın da olmadığı İngiltere savunması, Jozy Altidore tarafından korku dolu anlara gark edildi, Oguchi Onyevu top kesmekten ve İngiltere ataklarını sonlandırmaktan bıktı, Carlos Bocanegra ve Steve Cherundolo 'kanat futbolu oynayan' İngilizlerin silahlarına susturucu takmayı yer yer başardı. Fakat taktiksel açıdan derli toplu bir takım olmadığından ne kendi gardından çıkabildi ne de İngiltere'nin gardını indirebildi.
Sonuç olarak iki takım da bu kupanın önemli ve güçlü isimleri, zaten gruptan ikisinin çıkması da en yüksek olasılık. Bu grupta sürpriz bir çıkış beklemiyorum, ilerleyen maçlara göre İngiltere ve ABD farklı iki sıralama şekliyle yollarına devam edecektir. Yarınki Cezayir - Slovenya maçı kazanan tarafa büyük bir avantaj getirse de iki ekip de bunu koruyacak yapıda değil gibi...
Hayrettin Yapma!
Olmamış

Tamam, belki takım zar zor geldi finallere. Tamam, iyi top oynanmadı, bir şekilde yıldızlar çıkıp kurtardılar günü... Ama gel gör ki, biz hep "Abi Maradona ama yeaea" dedik durduk.
Peru deplasmanında Nuh Tufanı inerken 94. dakikada gelen gol seni kurtardı, sen de kocaman göbeğinin üstünde kaydın sevinçten, mest ettin bizi. Dedik ki adam hala aynı, bıraksalar oynayacak.
E şimdi bugün bakıyorsun, Maradona gelmiş bu hale. Ne sevimlilik kalmış, ne takım güzel oynuyor. E Messi hariç neyini izleyeyim ben bu Arjantin'in?
"Pazartesi o sakallar kesilmiş olarak gelinsin!"
Yunanistan Ve Yeni Nesil Catenaccio

Birinin ona "takımın gol atması gerek" demesi lazım. Şurada 64 maçı da izlemek istiyoruz diyoruz, savunma yapmaya çalışıp yapamayan Yunanistan'ı gördükçe kahroluyoruz.
Hocam, e gol lazım!!?
Aslında ben 5-4-1 beklerken Samaras, Gekas ve Haristeas'la başlaması şaşırtmadı değil. Fakat gelin görün ki, bu üçlüye top getirecek Karagunis ve Kaçuranis hakikaten bitmiş, tükenmişler. Salpinidis ve Kapetanos da etkili olamayınca, gol gelmedi.
Yalnız benim bir sorum olacak, Ninis, ki bence en büyük yıldız adaylarından biridir, neden oynamadı?
Bu arada, Yunanistan halihazırda Dünya Kupası'ndaki 4. maçında da gol bulamadı. Sanırım bulamayacak da...
Diğer yandan, Güney Kore de taş gibi hani... Guus Hiddink'in oturttuğu sistem hala mükemmel uygulanıyor. İyi kapanma, hızlı çıkış, seri paslar... Arjantin'in bugünkü oyununu gördükten sonra, hatta Nijerya'nın oyunu da hesaba katılırsa, bence ilk gün sonunda Kore ilk ikiye girmeyi en çok hak eden takım gibi gözüküyor. Bilmem katılır mısınız...
Doo-Ri, sağ kanatları özellikle, çok dikkat çekici bir performans sergiledi. Ji-Sung Park, takımın her şeyi olduğunu kanıtladı yine.
Bu arada, farkına vardıysanız, Kore ilk golde tereciye tere sattı. Yunanistan hiçbir duran topta tehlike yaratamazken, ilk golü duran toptan buldu Güney Kore.
Şu ana kadarki en tatmin edici futbol Güney Kore'den, sırada ABD var!

